24 Ekim 2010 Pazar
10 Ekim 2010 Pazar
Tükenmişlik İdeolojisi
Hasan SARI
İdeolojilerin temel ilgi alanları bilinçler üzerinedir. Bilinç, bilgi, genel geçerli olan ve üstün olanın ifadelerini ortaya koyma çabalarıdır. İdeolojiler varlıkları sürekli tartışılsa da genel mahiyette insanları ve toplumları etkisi altına almayı başarmaktadırlar.
Temelde ideolojilerin hakkında iki bakış açısı vardır. Tracy ile birlikte bu iki bakış daha çok tartışılmaktadır. Bunlardan birincisi ideolojilerin olumlu olduğuna dair olanıdır ve ideolojiler toplumsal bilincin oluşturulması için zorunlu bir geçekliktir. Öteki tarafta ise ideolojilerin yanlış bir bilgiye dayalı olduğu vurgulanmaktadır.
30 Eylül 2010 Perşembe
Asude Radyo Programı
Emre ÇALIŞKAN 10 Ekim Pazar akşam sat 22:00'da RADYO ŞAFAK'da ASUDE isimli radyo programına başlayacaktır.
Programda canlı türküler ile şiirler de dillendirecek olan Emre ayrıca canlı telefon bağlantıları ile konuklarını da programa davet edecektir.
http://www.radyosafak.com/
23 Eylül 2010 Perşembe
Mahalle Kapısı (Hikaye)
Hasan Sarı
Ben bu hikâyenin sahibi, bu satırların yazarı, bu diyarların gezgini, bilinen ile saklı kalmış tarihin zabiti, eski ile yeninin taciri, eşyanın banisi. Ben bu mahallenin çocuğu, cumbalı ahşap konağın oğlanı, demir parmaklıklı kapının kilidi, taş döşeli kaldırımların sek sek oyuncusu ve ben karşıki pencerenin saksı içinde gülü nazende Mihrimah’ın mahbubu.
Size ilginç gelebilecek bir hikâyem var benim. Şimdi size saat kaçtır diye sorsam akrep ile yelkovan arasından bana cevap vereceğinize eminim. Peki, zaman tarihin neresinde diye sorsam şimdi, elbette ayaklarınızın bastığı yerden, nefesinizin hala sıcaklığından ve canınızın kalbinizde attığı şimdiki anın saat ifadesinden bana cevap vereceksiniz. Bilmem hangi mayısın kaçı, sabahın dokuzuna on kala… Ya da hanginiz hangi zamanda bu yazıyı okuyorsa illa o zamanın ifadesi dökülecek dilinizden.
Size ilginç gelebilecek bir hikâyem var benim. Şimdi size saat kaçtır diye sorsam akrep ile yelkovan arasından bana cevap vereceğinize eminim. Peki, zaman tarihin neresinde diye sorsam şimdi, elbette ayaklarınızın bastığı yerden, nefesinizin hala sıcaklığından ve canınızın kalbinizde attığı şimdiki anın saat ifadesinden bana cevap vereceksiniz. Bilmem hangi mayısın kaçı, sabahın dokuzuna on kala… Ya da hanginiz hangi zamanda bu yazıyı okuyorsa illa o zamanın ifadesi dökülecek dilinizden.
20 Eylül 2010 Pazartesi
Asude
Emre Çalışkan'ın yeni radyo programı yakında başlıyor. Programın tarihi ve saati sizlere duyurulacaktır.
Gençliğin Sorunları
Hasan SARI
Konu sorunlarla ilgili olunca başlıklar çoğalır hatta bitmez hal alır. Bir de gençlik sorunları dediğimizde gel de işin içinde çık şimdi…
Gençlik kavramı aslında toplumsal yapımıza ne zaman ve nasıl girmiştir ben buradan başlamak istiyorum. Ülkemizde gençlik ve onun her alandaki uzantılarının kayıtlı tarihi yaklaşık 150 yıl öncesinin Osmanlı idari yapısında karşımıza çıkmaktadır. 19. Yüzyıl gençlik sorunlarının, gençlik teşkilatlanmalarının ve gençlik eylemlerinin hafızamızda başladığı olayları içermektedir.
19 Eylül 2010 Pazar
18 Eylül 2010 Cumartesi
1980 Sonrası Gençliğin Eleştirilmesi
Hasan SARI
Ülkemizde gençlikten söz edilirken daha çok 1980’lı yıllar sonrasından bahsedilir. Bu dönemde gençlik eleştirilen bir halde karşımıza çıkar. Sanki 1960’lı ve 80’lı yılların arasında gerçekleşen tüm kargaşaların ve anti-demokratik girişimlerin faturası bugünün gençliğe kesilmek istenircesine 80’yıllardan sonraki gençlik suçlanır.
Gençliğin suçlandığı tarafına baktığımızda “derin bir sessizlik” içinde olmasıdır. Yani memleket meselelerine karşı ilgisizliğiyle yerel ve ulusal sorunlar karşısında herhangi bir girişim içinde olmaması gençlerin siyasal söylemlerce sıkıştırıldığı alandır.
1980’lı yılların oluşturduğu gençlik “ülkesi için değil kendisi için yaşayan gençlik” kitlesi olarak eleştirilmekte ve “apolitik, bencil, kayıtsız” gibi ifadelerle tanımlanmaktadır. Gençliğin eskisi gibi bir siyasal kategori içine girmemesi tabii ki eleştirilerin kaynağı ile ve niteliği ile yakından ilgilidir.
15 Eylül 2010 Çarşamba
Özgürlüğü Arayan Adam
İnsan tarihin içinde hem ötekilerle hem de kendi nefsiyle sürekli mücadele içindedir. Bazen bu mücadeleler “haklı-haksız” kavramlarının el değiştirmesine vesile olur. Hak kimin elindeyse doğal olarak hakkın hukukunu da kendisi belirler.
Rousseau özgürlüğü “bize buyrulan yasalara boyun eğmek” olarak tarif eder. Öteki tarafta da özgürlüğün tanımı içinde “doğuştan elde edilen ve insan olmak unsuruyla sahip olunan haklar” ibaresi bulunmaktadır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





